📌 İstişare (Sağlık Turizmi İştişare)

Her hafta bire bir istişare sizinle biz. Her hafta bir saat. +Whatsapp.

Her hafta bir saat bire bir istişare

Patron ve girişimciyseniz, sürekli baskı altındanız. Maliyetler artıyor, fiyatlar yükseliyor, döviz kuru, fiyat kıran rakip klinikler, duran satış, pazara giren yeni ülkeler…

Sürekli dengeyi bulmaya çalışıyor, ip üstünde bir cambaz gibi dikkatli adımlar atıyorsunuz.

  • Bir yandan markaya yatırım yapmanız gerekiyor, bir yandan maliyetleri düşürmeniz…

  • Bir yandan fiyatı yükseltmeniz lazım, bir yandan hasta kaçar diye korkuyorsunuz…

  • Bir yandan uzun vadeli düşünmeniz gerekiyor, bir yandan göz ucuyla ciroyu takip ediyorsunuz…

  • Bir yandan ajans size görünürlük satıyor, bir yandan da anında satış istiyorsunuz…

  • Bir yandan rakip fiyat kırıyor, ama siz kırmak istemiyorsunuz.

  • Bir yandan büyümek için yeni müşteri lazım, bir yandan eldeki müşteriyi tutmaya mecaliniz yok.

  • Bir yandan reklama para vermeniz gerekiyor, bir yandan verdiğiniz paranın nereye gittiğini bilmiyorsunuz…

  • Bir yandan patron olarak vitrine çıkmanız gerekiyor, bir yandan öne çıkmak size pek uymuyor…

Sürekli bir aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık durumundasınız. Görüştüğüm çoğu patron/doktor bunları anlatıyor.

Çözüm?

Türkiye’nin ve dünyanın dev markalarından tek kişilik işletmelere, startuplardan KOBİ’lere, onlarca markayla binlerce saat çalıştım. 

8 yıl sonunda açıkça söyleyebilirim ki, net bir çözümü yok.

Türkiye şartlarında yok.

Demirel ne demiş?

Süleyman Demirel’in bir sözü var: Türkiye yönetilmez, idare edilir, diye. Bu söz, Türkiye'nin iş dünyası için de bire bir geçerli: Türkiye’de marka yönetilmez, idare edilir.

Çünkü bizim piyasa, evet kabul edelim, biraz değişik.

Diğer yandan markalama ve strateji bambaşka bir dünya. Markalama zaman ister, strateji de bir şeyleri kazanmak için bir şeyleri feda etmeyi emreder. Ama Türkiye'deki patrondan bunları istemek zor. Ne zaman var ne fedakarlık mümkün. Kimi de cesaret edemiyor. Maalesef.

Yani Türkiye şartlarında gemiyi yüzdürmeye çalışan patrondan, bunları beklemek anlamsız.

Ben de bu kadar yıl sonra, Türkiye’de markalara bir strateji tasarlayıp dikte etmenin, bu ikilemlerle uğraşan patronların derdine derman olmadığını kabul ettim. (Ettim rahatladım:)

Bu yüzden bu piyasaya uygun, memleket şartlarına uygun, daha farklı bir çözüm tasarladım.

İstişare

Sürekli iki arada bir derede kalan… 

Ama gemiyi de doğru yönde tutmaya çalışan patronlarla, her hafta istişarede bulunduğumuz bir çalışma şekli. Haftada bir saat. 

Sizinle biz, bire bir.

Hem o anki yangını söndürmek için istişare…

Hem de büyük resme bakmak için, asıl stratejiyi belirlemek ve gemiyi rotasında tutmak için istişare… Düzenli müdahale, anlık müdahale.

O haftanın derdi bir indirim kararı da olabilir bir ambalaj değişikliği de… Yeni bir kanal denemesi de olabilir yeni bir ürün lansmanı da… Gündeminiz neyse...

Diğer yandan da büyük resim… Marka nedir, nereye gidiyor…

İç içe, bir arada…

Her hafta, düzenli olarak buluşuyoruz. 

Size, vermeniz gereken kararlar için, hem tecrübemi hem stratejik bakış açımı sunuyorum. Görüşümü söylüyorum, hükmü siz veriyorsunuz. Genel gidişat ve mikro kararlar için, stratejik bakış açısı... Rapor, sunum ve benzerleri yok.

Gündemi siz getirirsiniz. İstişare ederiz.

Mesela geçen hafta konuştuğumuz karar uygulanmadıysa sizi sorgulamam. Şartları neyin değiştirdiğine bakar, yeni duruma göre yeniden düşünürüz. (Navigasyon gibi, rota yeniden oluşturuldu:) Sadece sebebini ararım, anlarım, oradan devam ederiz. Herhangi bir çıktı da olmaz, konuşmamız aramızda kalır.

Diğer yandan da:

  • Ertelenen kararlar netleşir.

  • Riskli kararları tarafsız bir göz değerlendirmiş olur.

  • Alternatifler elenir, gerekirse yeni alternatifler üretilir.

  • Öncelikler belirlenir, kontrol edilir.

  • Ajans, ekip ve tedarikçi önerileri tarafsız ve taze gözle değerlendirilmiş olur.

  • O haftanın gündemi asıl rotaya nasıl etki eder, değerlendirilir.

Yani stratejiyse strateji, marka yönetimiyse marka yönetimi… Ama anlık, sürekli, esnek. (Belki de anti kırılgan…)

Hesap şu

Kararsız kalıp eyleme geçememenin de, yanlış karar vermenin de maliyeti, sizin için yüksek. Tam zamanlı bir stratejist ya da pazarlama müdürünün de maliyeti yüksek...

Diğer yandan, size vazgeçme dayatan ve zaman isteyen keskin bir strateji önermenin de bana maliyeti yüksek. Çünkü uygulanamıyor. Ya şartlar el vermiyor ya cesaret eksik kalıyor.

O zaman Süleyman Demirel’e kulak verelim.

İki seçeneğiniz var:

Bu çalışma modelini iki şekilde yürütebiliriz. Direkt bütçeleri buraya yazıyorum.

İstişare

Haftada 1 saat, ayda 4 seans.

Aylık 25.000 TL + KDV

İstişare+

Haftada 1 saat, ayda 4 seans. 

Ayrıca +Whatsapp iletişimi. Yani hafta içi Whatsapp üzerinden yazılı istişare, aynı iş günü içinde görüş alışverişi. Yazıyorsunuz, hafta içi aynı gün cevap alıyorsunuz.

Bu da aylık 30.000 TL + KDV

Özgürsünüz

Taahhüt yok, sözleşme yok. Her ay sonu, devam edip etmemeye siz karar verirsiniz.

Risk yok - İade garantisi

İlk ayın sonunda “bana bir faydası olmadı” derseniz, gerekçe sormadan, ücretin tamamını iade ediyorum. Burada kelime oyunu yok. Memnun kalmazsanız, paranız iade. Kaç yıldır ben yazıyorum, siz okuyorsunuz, bir hukukumuz var:)

Kapasite

Kapasitemiz toplam 6 kişi. Geçen hafta lansmanda 4 koltuk doldu.

Yani şu an 2 kişilik daha yerimiz var.

Dolarsa, bir liste açıp sıraya alacağım. Yer açılınca yeni patronla görüşmeye başlayacağız.

Başlamak için

Yıllardır yazıyoruz. Buna güvenerek tanışma toplantısı, teklif dosyası ve benzeri prosedürlere girmeyeceğim. Her şeyi yukarıda detaylıca anlattım. 

Başlamak istiyorsanız, bana bir e-posta gönderin. İlk toplantı için takvimi ayarlayalım.

E-postayı direkt yanıtlayabilirsiniz. Ya da şu adrese e-posta gönderebilirsiniz: